Şifalı Otlar

Türk mutfağı, zengin bir yemek kültürüne sahiptir. Sebze ve etlerin yanı sıra çeşni olarak kullanılan şifalı otlar, insan sağlığına yüzlerce yıldır katkı sağlamaktadır. Yurdumuzda yetişen yüzlerce farklı şifa özelliğine sahip ot vardır. Nane, dereotu, kekik, maydanoz, reyhan ve daha sayısız otlar, insan sağlığı üzerinde farklı etkileri olan otların arasında gelmektedir. Bazı otlar, kanser dahil pek çok hastalığa iyi gelmektedir. Ancak bu otlar tüketilirken modern tıptan kesinlikle vazgeçilmemelidir. Bu otların tek başına hastalıkları tedavi edemeyeceği, modern tıbbın ilaçlarının kesinlikle kullanılması gerektiği, otların sadece destekleyici tedavi için kullanılması gerektiği unutulmamalıdır. Bu otların arasında olan dereotu, Türk mutfağının gözdelerinden biridir. Dereotunun tok tutma özelliği vardır ve besin değeri çok yüksektir. Bu nedenle de diyet listelerinin vazgeçilmezidir. Dereotu lifli bir gıdadır ve hazmı kolaylaştırarak kabızlığı engellemektedir. Sıklıkla salatalarda kullanılan dereotu, çiğ olarak tüketilen bir ot çeşididir. Fosfor, bakır, magnezyum, A ve C vitaminleri ile potasyum, kalsiyum, demir ve çinko açısından son derece zengin olan dereotunun bir tutamı, bir yetişkinin ihtiyacı olan C vitamininin yüzde 40’ını, A vitamini ihtiyacının ise yüzde 43’ini karşılamaktadır. Mide bulantısının ve karın ağrılarının giderilmesinde etkili olan dereotu, ağız kokusu ve sindirim sorunlarında da kullanılmaktadır. Emziren annelerin süt üretimini artıran dereotu, bebek ve çocukların gaz sancılarını gidermek için kullanılmaktadır. Mide ülseri ile ilgili tedavi sürecini destekleyen dereotu, uçucu yağlar içermektedir. Dereotu sakinleştirir ve rahat bir uyku imkanı sunmaktadır. Dereotu kalsiyum açısından da zengindir ve bu özelliği nedeni ile kemik sağlığına yararlıdır. Kemik hastalıklarına yakalanma riskini azaltan dereotu, çocukların sağlıklı iskelet yapısı için gerekli olan kalsiyum ve diğer mineralleri sağlamaktadır. Yaşlılıktan kaynaklanan kemik erimesi gibi hastalığı da gideren dereotu, doğal insülindir. Anti bakteriyel özelliği bulunan dereotunun bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilinmektedir. Kanserle mücadele eden yağlar ve astioksdan özelliği bulunan dereotu, bünyeyi güçlendirmektedir. Vücuttaki ödemin atılmasını sağlayan dereotu, diş sağlığı için de önemlidir.

Fesleğen Ve Maydanoz Şifa Deposu

Şifalı otlar arasında bulunan fesleğen, hem taze, hem de kurutularak tüketilebilmektedir. Fesleğen yemeklere eklenerek veya çiğ olarak da yenilebilmektedir. Fesleğenin reyhan adı verilen morumsu yapraklı cinsi son derece popülerdir. Makarna sosuna eklenebilen reyhan taze olarak tüketildiğinde yararı daha da artmaktadır. Serinletici özelliği olan bu ot şişkinlik, mide krampı, kolikler ve sindirim sorunlarını gidermektedir. Balgam, gaz ve idrar söktürücü özelliği bulunan fesleğen öksürüğü kesmekte, canlandırmakta ve enerji vermektedir. Fesleğen baş ağrısına da iyi gelmektedir. Fesleğenin tohumunun teskin edici etkisi vardır. Bu özelliği ile asabiyet, depresyon, gerginlik ve uykusuzluk gibi sorunlara da yardımcı olmaktadır. Fesleğen ezilerek özsuyu çıkarıldığında sinek ve böcek ısırıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Bir başka şifalı ot maydanozdur. Mide bulantısını gideren maydanoz, böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olmakta, kansızlığa ve halsizliğin giderilmesine de iyi gelmektedir. Bağırsakların çalışmasını sağlayan maydanoz diş eti kanamalarını önlemekte, yaraların çok daha hızlı bir şekilde iyileşmesini sağlamaktadır. Romatizma tedavisinde etkili olan maydanızun yapraklarında uçucu yağ ve glikozit, saplarında ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit bulunmaktadır. Yapraklar A, C ve K vitamini açısından zengindir. idrar söktürücü özelliği bulunan maydanoz tansiyon yükseltici olarak da kullanılmaktadır. C vitamini yönünden son derece zengin bir bitki olan maydanoz güç vermekte. iştah açmakta, ter atılmasına ve ateşin düşmesine yardımcı olmaktadır. Kadınların adet döngülerini düzenleyen maydanozun bir özelliği de organizmayı zehirlerden arındırmaktadır. Karaciğer hastalıkları, sarılık, egzama, romatizma, gut, idrar yolu ve böbrek taşı sorunu olanların bol bol maydanoz tüketmesi önerilmektedir. Kereviz sapının de kan basıncını düşürdüğü, damarları saran arterler etrafındaki kasları gevşettiği ve sistolik kan basıncını azaltmaya yardımcı olduğu bilinmektedir. Anti enflamatuar özellikte olan kereviz sapı damarları rahatlatma, kan basıncını düşürmekte, kemik ve eklem sağlığını koruyarak güçlendirmektedir. K vitamini ile kalsiyum ve magnezyum kaynağı olan kereviz sapı, şişliği, kemik ve eklem ağrılarını azaltmaktadır. Artrit ve gut hastaları büyük yararı olan kereviz sapı ürik asidin atılmasını sağlamaktadır. İdrar söktürücü özelliği bulunan kereviz sapı, böbrekleri çalıştırır ve böbrek taşlarını düşürmektedir. Kerevizin sapı kilo vermek için bire birdir. Sapından alınan kalori miktarı, sindirirken harcanan kalori miktarından daha azdır.

Kekik ve Biberiyenin Şifası

Kekik de şifalı otlar arasındadır. Her yerde bulunabilen kekiğin yararları çok fazladır. Kekik potasyum, demir, magnezyum, kalsiyum, manganez ve selenyum açısından zengindir. Kekik, B-kompleks vitaminleri, beta karoten, C, A , K ve E vitaminleri ile folik asit kaynağıdır. Kekik taze olarak tüketildiğinde çok daha faydalı bir ottur. Cilt sağlığından kolesterole, yüksek tansiyondan kalp sağlığına, akciğer sağlığından saç sağlığına kadar çok geniş bir alanda insan sağlığını koruyan kekiği mide rahatsızlığı olanlar tedaviye destek amaçlı kullanabilmektedir. Hazmı kolaylaştıran kekik, kan dolaşımını düzenlemektedir. Grip ve soğuk algınlığına karşı kekik kullanılması önerilmektedir. Boğaz iltihaplarının kurutulmasına yardımcı olan kekiğin suyu ile gargara yapıldığında boğaz ağrısı azalmaktadır. Kekik astım ve öksürük gibi akciğer hastalıklarına karşı da son derece etkilidir. Kekik vücudun bağışıklığını artırmakta, ayrıca iştah açmaktadır. Kekiğin yüksek tansiyon sorunu olan kişiler tarafından fazla tüketilmemelidir. Kekiğin taze ya da kuru yapraklarından demlenen çayı, mide ağrılarını hafifletmektedir. Kekik çayı yapılırken kaynatılmamalı, taze kekiğin üzerine sıcak su konularak demlemelidir. Biberiye de şifa veren otlar arasındadır. Biberiyede tanen, organik asitler, glikozit ve uçucu yağ vardır. Hemen hemen tüm zayıflama çaylarının içeriğinde yer alan biberiyenin zihin açıcı özelliği vardır. Guatr, kalp ve damar hastalıkları ile, uykusuzluğa iyi gelen biberiyenin kanı temizleme özelliği bulunmaktadır. Biberiye çayıyla yıkanan saçlar sağlıklı ve parlak bir görünüm kazanır. Biberiye çayı fazla yemek yemenin önüne geçmektedir. Cildi yenileyen, sivilce oluşumunu önleyen biberiyenin yaprakları çay olarak tüketildiğinde kilo vermeye yararlı olmaktadır. Biberiye yağı kullanılarak selülitli bölgeye 10 ila 15 dakika masaj yapıldığında belirli bir incelme görülmekte, cilt pürüzsüz bir görünüme kavuşmaktadır. Güçlü bir anti kanser bileşeni olan karnosal içeren biberiye, meme kanseri, prostat kanseri, kolon kanseri, lösemi ve cilt kanserine karşı son derece etkilidir. Biberiye yağının bir başka şifa özelliği de Alzheimer gibi hastalıkları önlemesi ve hafızanın güçlenmesine yardımcı olmasıdır. Migren tedavisi için kullanılan biberiye, gıda zehirlenmelerine karşı bünyeyi korumaktadır. Biberiyenin bir başka özelliği de karaciğeri toksinlerden temizlemesidir.

Nanenin Gücü Bilinmektedir

Nane de şifalı otlar arasındadır. Nanenin ferahlatıcı etkisi herkes tarafından bilinmektedir. Alternatif tıpta yüzyıllardır kullanılan nanenin tedavi edici özelliği vardır. A vitamini deposu olan nane, C vitamini de ihtiva etmektedir. İçeriğindeki A vitamini ile göz sağlığı üzerinde yararı bulunan nane solunum yolları hastalığında kullanılmaktadır. Sinirsel ve ruhsal sorunlara da çözüm sunan nane, sindirim sistemini de desteklemekte. Mide ağrılarına iyi gelmekte, bağırsakları temizlemekte ve hareketini artırmaktadır. Nane yaprakları ezilip tüketildiğinde migrene iyi gelmektedir. Nefes darlığı çekenlerin nane ile rahatladığı bilinmektedir. Ancak aşırı tüketildiğinde boğazda tahrişe neden olduğu unutulmamalıdır. Nane, emzirme döneminde olan kadınların göğüslerinde meydana gelen çatlakları gidermektedir. Nane suyu cilt için harika bir temizleyici olmakla birlikte ciltteki akneleri temizleme özelliği de vardır. Sakız gibi çiğnendiğinde zihni açan nane, böcek sokmalarında da zehirlenmeyi önlemekte ve acıyı gidermektedir. Bunun için naneyi böcek ısırmasından etkilenen yere uygulamak yeterlidir. Etkileyici bir uyarıcı olan nane, besinlerin sindirilmesine de yardımcı olmaktadır. Ağız içi temizliği için de son derece önemli olan nane, ağız içindeki zararlı bakterileri yok etmekte, ağız kokusunu ortadan kaldırmaktadır. Etkili bir mikrop öldürücü olan nane ağızda çiğnenerek tüketildiğinde bakteri ve mikropların insana verdiği zararı yo etmektedir. Nane çiğnendiğinde diş ve dişetlerini güçlendirmektedir. Mevsimsel alerji ve saman nezlesine karşı da etkili olan nanenin kanser hastalıklarına yakalanma riskini azalttığı da ortaya konmuştur. Nane kanser tedavisinde de etkili bir bitkidir.

Şifalı Otlar Destekleyici Tedavidir

Bu otların tamamının insan sağlığı üzerinde etkisi son derece büyüktür ve çeşitli hastalıkların tedavisi için tüketilmelidir. Ancak insanların sadece otlarla şifa bulması da günümüzde imkansızdır. Her tür hastalıkla öncelikle bir uzman hekime başvurulmalı, tedavi için gerekli ilaçları almalıdır. Otlar, destekleyici tedavi şeklidir ve modern tıbbın yöntemleri uygulanmadan sadece otlarla iyileşmek mümkün olmamaktadır. Şifalı otlar birçok hastalıklara iyi gelse de kesinlikle tek başına yeterli olmadıkları bilinmelidir.

Etiketler: şifalı otlar, biberiye, kekik, fesleğen, maydanoz, nane